2 Ekim 2007 Salı

NİNTENDO DUAL SCREEN!

Uzun süredir Nintendo DS sahibi olmak için bekliyordum. Ürün ülkemizde resmi olarak 11 Mart 2005 tarihinde başladı. Şu ana kadar piyasaya çıkan tüm konsollara bir şekilde sahip olmalı veya ucundan bulaşıp bir şekilde konsolla tanışmalıydım. Sonunda Çin kanalıyla da olsa konsol elimize sağ salim ulaştı. Siz konsolu ve oyunlarını temin etmek istiyorsanız Büyük mağazalara, Tahtakele civarına bakabilirsiniz. Ürüne oyunlarına makul bir ücret karşılığı sahip olabilirsiniz. Konsolu bir arkadaşım için 2 oyunu ile beraber sipariş ettim. Açıkçası ikimizin de konsol hakkında tereddütlerimiz vardı. Ancak korkulan olmadı konsol verdiğimiz her kuruşa değdi. Tarih 1 mart 2006. Bizim için büyük gün. Nintendo DS siparişini arkadaşın evinde pusuya yatmış bekliyoruz. Ne PS2 seansları nede Multiplayer kapışmalarımız heyecanımızı dindirmeye yetmiyor. Saat neredeyse 22.00 ve henüz bir kıpırtı yok. Çalınan her kapıya DS umuduyla gidip, elimiz boş dönüyoruz. Sonunda tam beklemekten yılmış bir haldeyken kapı açıldı ve karşımızda tüm ihtişamıyla Nintendo DS. Bilirsiniz bir konsolu alınca ve paketini açarken o heyecan bile verdiğiniz paraya değiyor. Konsolu açtıktan sonra sabahlara dek Metroid ve Mario 64 oynuyoruz ve Nintendo’yu ne kadar özlediğimizi hatırlıyoruz. İtiraf etmeliyim ki uzun süredir bu kadar eğlenmemiştim. Oyunlarda unutulan eğlence öğesini bizlere tekrar tattırdığı için buradan Nintendo’ya sonsuz teşekkürler gönderiyoruz. Konsolu alıp denedikten ve özelliklerini değerlendirdikten sonra okuyucular ile paylaşma kararı aldım. Bu rehber belki bir çok konsol severi DS sahibi yapabilir ona göre=)




Nintendo DS ile yurdışında büyük başarılara imza attı. Kısıtlı imkanlarıyla dünya devlerine rakip olması ve uzun yıllar oyun kültürünün oluşmasına katkılarıyla kendine sadık bir kitle edinmeyi başarmıştır. Dilerseniz öncelikle konsolu teknik açıdan inceleyelim.

Nintendo DS Teknik Özellikleri;


Boyut (kapalı): 14.85 cm genişlik / 8,45 cm boy / 2,87 cm derinlik.

Üst Ekran:
Dahili ışıklı, 3-inç, yarı transparan TFT renkli LCD yansıtan ekran 256x192 pixel çözünülürlük ve .24 mm dot pitch

Dokunmatik Ekran: Üsttekiyle aynı özelliklere sahip, transparan analog dokunmatik ekran.
Renk: 260,000 renk görüntüleme özelliği

Kablosuz İletişim:
IEEE 802.11 ve Nintendo’nun sahibi olduğu iletişim formatı. Kablosuz iletişim mesafesi, içinde bulunulan ortamdaki fiziksel şartlara göre değişen bir aralıkta, 9 ila 30 metre’dir. Birden çok kullanıcı çok kişilik oyunları yalnızca bir oyuncuda bulunan DS oyun kartuşu üzerinden beraberce oynayabilirler.

Kontroller:
Dokunmatik ekran, ses tanımı için dahili mikrofon, A/B/X/Y ön yüz tuşları, kontrol okları, L/R ön tuşlar, Başlangıç ve Seçim düğmeleri.

Giriş/Çıkışlar:
Nintendo DS ve Game Boy Advance oyun kartuşları için portlar. stereo kulaklık ve mikrofon girişi. Diğer özellikler: 16 kullanıcının aynı anda sohbet edebilmesine olanak sağlayan dahili PictoChat yazılımı. Dijital saat, takvim ve alarm. Dokunmatik ekrandan ayarlayabilme özelliği.

CPU:
Bir adet ARM9 ve bir adet ARM7

Ses: Yazılımın özelliğine göre surround ses sağlayan stereo hoparlörler.

Pil: Dört saatlik bir şarj süresinden sonra, kullanıma göre değişen aralıkta, altı ila on saatlik oyun süresi sağlayan lithium ion pil. Güç tasarruf modu, uyku modu, AC adaptör

Desteklediği diller: İngilizce, Japonca, İspanyolca, Fransızca, Almanca İtalyanca.

Renk:
Gümüş ve siyah ve Mavi


Gördüğünüz gibi Nintendo bir el konsolunda olması gereken her şeyi konsoluna entegre etmiş. Öncelikle boyutlarına değinelim konsol küçük sayılmaz fakat katlandığında gayet makul sayılabilecek ölçülerde ve taşınabilirlik kavramına uygun bir ürün diyebiliriz. Konsolun en vurucu özelliği Çift ekrana sahip olması. Adından da anlaşılacağı üzere konsol çift ekranla geliyor. Alt ekranda birincil bakış açısından 3D olarak oyunumuzu oynarken üst ekrandan 2D bir haritadan nerede olduğumuzu görüyoruz.

Oyunun menüsünde GBA oynarken hangi ekranı kullanmak istediğiniz soruluyor. Bu durumda sizlere üst ekranı önereceğim. Oyunları çok daha net oynayebilirsiniz.Nintendo DS alt ekran için cep bilgisayarlarımızdan aşina olduğumuz plastik uçlu bir kalemle( Stylus) geliyor. Yüzeye dokuanarak hareket ettireceğiniz bu parça büyük kolaylıklar sağlıyor. Örneğin Metroid Prime oynuyoruz. Yön tuşları ile hareket ederken, kalemimizle kamera açılarını ayarlıyoruz. Bununla sınırlı diyorsanız yanılıyorsunuz. Düşmanlarınızı haklamak için de bunu kullanıyoruz. Yalnız ekranı iyi korunmanız lazım yoksa kısa sürede çiziklerle karşılaşmanız olası.Herhangi bir strateji oyunu oynadığınızı düşünün( Age Of Empires) ve yaratacağı kontrol hissini sanırım tahmin edebiliyorsunuz. Nintendo bir mobil cihazdan beklenen tüm kontol altyapısını sağlıyor. Özellikle FPS oyunlarını düşündüğümüzde Nintendo DS ne kadar sağlam bir oynanışa sahip olduğunu görebilirsiniz. Umarım oyun yapımcıları da bunun farkına varır ve FPS oyunlarını sıralamaya başlar.


DS özellikleri bununla sınırlı kalmıyor. Ürünün beni en çok etkileyen diğer yönü ise ürünle beraber gelen yazılımlar. PictoChat yazılımına değinmemek olmaz. Bu program sayesinde DS dokunmatik ekranını ve Wi-Fi özelliğini kullanabiliyorsunuz. Alt ekranda çizim yapabileceğiniz bir alan ve klavye mevcut. Özellikle DS sahibi bir arkadaşınızla eğlenceli sohbetler yapabiliyorsunuz. Wi-Fi yeteneğine değinmişken konuyu biraz açalım. Bu özellik öncelikle mobil multiplayer deneyimini tatmanız amacıyla konulmuş. uzun mesafelerde çalışma olanağı ve yüksek bant genişliği hesaba katıldığında bizleri mükemmel bir oyun deneyimi bekliyor. Özellikle konsolun FPS uygun altyapısı ve Wi-Fi desteği göz önüne alınınca bizleri gelecekte nelerin beklediği kolaylıkla görebilirsiniz. Bir diğer yenilik ise konsolun alt tarafına entegre edilmiş mikrofon.Nintendo’dan aldığımız bilgiye göre ilerde çıkacak oyunlarda bu mikrofonun aktif olarak kullanılacağı yönünde.Nintendo DS’nin iki adetkartuşu girişi var. GBA ve DS oyunları için ayrılmış. Bu sayede konsolun geriey dönük uyumlu olarak GBA oyunlarını çalıştırdığını görebilirsiniz. Buda GBA oyunlarını değerlendirebileceğimiz anlamına geliyor. Bunu desteklemek için Arm 7 ve Arm 9 adlı iki işlemcibarındırıyor.. Arm 7, GBA oyunlarını çalıştırırken Arm 9, DS oyunlarını çalıştırıyor. Bu güç günümüzün ve ileride çıkacak oyunlar için yeterli altyapıyı sağlıyor.




Konsolun grafik ve ses özelliklerinden bahsedecek olursak DS'nin bir mobil konsoldan beklenen tüm grafik altyapısını sağladığını belirtmek isterim. Özellikle Metroid Prime konsolun gücünü yansıtıyor. Ancak konsolu Sony PSP karşılaştıran arkadaşlar büyük hayal kırıklığına uğrayabilir. Zira PSP bu konuda çok daha üstün. Ancak güçlü grafik motoru sahibi PSP bunun için pil ömründen feragat ediyor. Buda mobil konsol için büyük eksi. Oysa DS 10 saat civarı oyun oynayabiliyorsunuz. Bu da yolculuk esnasında sizlere yeterli zamanı sağlıyor.Sesler konusunda Nintendo'yu taktir etmeliyiz. Cihazın sağında ve solunda yer alan hoparlörler kendinizi oyunun içinde hissettirecek tüm özellikleri sağlıyor. Bu ebatta bir cihaz için oldukça başarılı sayılır.




Peki neden DS sorusunu sorduğunuzda sizlere şu cevabı verebilirim. Nintendo kendine has oyunlar üretir ve diğer konsollarda bu oyunlara rastlayamazsınız. Konsolu sevebilmeniz için Nintendo'yu ve kendine has karakterlerini sevmek zorundasınız. Ancak Nintendo eğlenceyi baz aldığından her zaman en eğlenceli ve sürükleyici oyunları bu konsol üzerinde tadarsınız. Nintendo'nun taktir edilmesi gereken diğer yönü, Sony ve Microsoft gibi üstün donanımlarla gövde gösterisi yapmaktan ziyade az sistem kaynağı kullanarak verimli konsollar ve oyunlar üretmektir. Eğer donanımsal yarışa girseydi, Sony ve Microsoft gibi güçlü firmalar karşısında tutunamaz ve dibi boylardı. Ayrıca Nintendo ürünleri 7'den 70'e herkese hitap ediyor. Oyunların basitliğe ve eğlenceye yönelmesi ve dünya üzerinde bayan oyunculara en yatkın konsol olması hitap ettiği kesimin ne kadar geniş olduğunu kanıtlar nitelikte. Ayrıca oyun yapımcılarının sadece grafikler üzerinde durup oyunlardaki eğlence faktörünü unutması bizleri uzun süre başında tutan eğlenceli oyunlarıyla ünlü Nintendo'nun ekmeğine yağ sürüyor.


Konsolu almamızın en önemli sebebi şüphesiz oyunlar.Bu yüzden ağağıdaki listede Kendi denediğim veya popüler oyun sitelerinden değerlendirmelerini incelediğim, videolarını izlediğim hit oyunların listesini veriyorum. Şimdilik kısa kısa değiniyoruz ancak talepler doğrultusunda hit oyunların incelemelerini sitemizde görebilirsiniz.






İşte yıldız oyuncular;

Bomberman
Mobile suit Gundam Sees
Super Princess Peach
Finding Nemo: Escape to the Big Blue Action
Age of Empires: The Age of Kings 8 ( Online strateji oyunu DS renk katıyor)
True Swing Golf Sports
Monopoly - Boggle ( Monopoly DS üzerinde oynamaya ne dersiniz?
Electroplankton
Yu-Gi-0h!( Özellikle Amerika da çok satan bir oyun)
Animal Crossing: Wild World
Chronicles of Narnia: The Lion, The Witch and The Wardrobe, The
Mario & Luigi: Partners in Time RPG
Need for Speed Most Wanted Racing
Harry Potter and the Goblet of Fire
Mario Kart DS ( Nintendo karakterleri ile eğlenceli bir kart yarışı)
Teenage Mutant Ninja Turtles 3: Mutant Nightmare Action
Viewtiful Joe: Double Trouble
Sonic Rush (Sevimli kahraman SONİC iş başında.)
Advance Wars:Dual Strike
Metroid Prime Hunters:Firts Hunt ( Nintendo DS çıkış oyunu. Grafikler neredeyse Gamecube kalitesinde. Ayrıca konsolun FPS türüne yatkınlığını kanıtlar nitelikte.)
Animal Crossing DS:Wild World(online)
Super Mario 64 DS
WarioWare:Touched
Castlevania:Dawn of Sorrow
Mario & Luigi: Partners in Time ( Mario biraderler iş başında.)
Nintendogs ( Oyunu Teknosa'da denedim ancak bana uygun değil açıkçası bir köpek edinmeyi tercih ederim.)
Ridge Racer ( Namco'nun ünlü yarışı DS semalarında.)
Tony Hawk's Pro Sk8er (Favori kaykay oyunumuzu online oynama şansına sahibiz.)
Pokemon Trozei





Ayrıca en kısa zamanda edinmek isteediğim oyunlar listesinde;

Advance Wars DS ( Tek başına DS aldıracak kadar güçlü bir oyun.)
FIFA Street 2 ( Winning serisi ile belki de en zevkli futol oyunu olmayı başarmıştır.)
Resident Evil: Deadly Silence
Tenchu Gear Solid
Xenosaga I&II Staffers Revealed
Final Fantasy III
Super Monkey Ball Touch & Roll ( Gamecube aşina olmalısınız.)
Pirates of the Caribbean: Dead Man's Chest
MechAssault: Phantom War



Bu oyunların isimleri bile beni heyecanlandırmaya yetiyor...



Aşağıda her DS sahibinin bilmesi gereken adresleri veriyorum;

http://www.opera.com/pressreleases/en/2006/02/15/ Bu adresi takip etmenizde fayda var. Nintendo DS için Web Browser buradan ulaşabilirsiniz.


http://www.aaronrogers.com/nintendods/index.php. Burada DS geliştirme araçları bulacaksınız. Sık sık bakmanızda fayda var.


http://www.lik-sang.com/info.php?category=273&products_id=5978. Nintendo DS ve aksesuarlarına buradan ulaşabilirsiniz.




2 günlük deneme süresi sonrası ve tüm bu detaylardan sonra son kararım konsolun kesinlikle edinilmesi yönünde. Kendine has oyunları, sunduğu renkli dünya,geriye dönük uyumluluğu ve uzun pil ömrüyle konsol alınmayı hak ediyor. Özellikle otobüs yolculuklarında, yazın yazlığınızda DS en yakın dostlarınızdan biri olacağını söyleyebilirim.








27 Eylül 2007 Perşembe

TÜM ZAMANLARIN EN İYİ FPS OYUNCUSU OLUN!

FPS (First Person Shooter) türüyle uzun süredir haşır neşir durumdayım. Fps türü hızlı olanın, sıkı ve devamlı taktikler geliştirenin ve erken davranıp ilk vuranın daima kazandığı bir tür. Forumlrda takılırken bir çok arkadaştan belli konularda şikayetler duydum. Özellikle internet kafede Counter Strike, Battlefield gibi Multiplayer oyunlarda sürekli yenilmelerinden dem vuruyorlar. Bu rehberimizde sizlere kendinizi geliştirecek, Deatmatch yenilmez ismine dönüştürecek altın kurallar yatıyor. Öncelikte şuna değinmekte fayda var. Her oyun belli bir derinliğe sahip ve iyi bir oyuncu olabilmek için oyunu iyice öğrenmeniz ve uzun süren antrenman seanslarından geçiyor. Öncelikle belirtmekte fayda var. Kurallarımız genellikle Multiplayer oynayan arkadaşlarımız için. Ancak tekli takılsanız bile çok faydasını göreceğinize inanıyorum. Bu türde genellikle basit gibi görülen hatalar, bir zincire dönüşüyor sizlere pahalıya mal olabiliyor.Unutmayın bu bir savaş ve bu yolda her şey mübah.


Kural 1: Kurşunlara karşı bıçakla karşı koymaya çalışmayın!

Bu oyuncularda gördüğüm en büyük handikaplardan biri. Düşmanla yüz yüzesiniz ve silahınızda tek kurşun yok. Bu durumda yapılan hata kahramanlık yapılarak rakibin üzerinde bıçakla atlanmasıdır. Sonuç hezeyan. Yapılması gereken var gücümüzle kaçmak. Strafe, eğilme gibi hareketlerle rakibi şaşırtmak, zaman kazanmak ve takım arkadaşlarımız beklemek olacaktır. Rakibimizi silahımızı, zırhımızı ve en önemlisi sağlığımızı geri kazandıktan sonra saldırmalı ve gafil avlamalıyız. Bu taktiği uygulayıp öğrendikten sonra sıra rakiplerimizi avlamakta. Emin olun gaza gelip sizlere bıçakla karşı koymaya çalışan olacaktır. Bu durumda işi şansa bırakmayıp düşmanımıza acımıyoruz. Bunun adil bir dövüş olduğu elbette söylenemez ancak kimin umurunda?


Kural 2: Düşmanınızın konumunu iyi belirleyin!


Bu türün bir diğer önemli özelliği de haritaya hakim olabilmektir. Başarılı olmak için çevredeki her ayrıntıyı bilmeniz gerekir. Düşmanın ayak sesleri bile size onun yerini bildirebilir. Haritayı ve düşmanın konumunu bilirseniz en ufak bir hatada düşmanınızı haklayabilirsiniz. Bu durumda kulaklıklar bizlere yardımcı oluyor. İyi bir kulaklığa sahipseniz tüm çevresel sesleri duyma şansına sahip olursunuz. Kendimden örnek vermek gerekirse bu durum benim için hayat kurtarır nitelikte. Konumu belirledikten sonra rakibimi nokta atışıyla indirebiliyorum. Ancak Ava giden avlanır kuralı hala geçerli. Rakibi kovalarken kendimize de dikkat etmek zorundayız.Hem de en ufak adımlarımıza. Oyunun yoğun olduğu durumlarda gerekmediği durumlarda şarjör değiştirmek bile tehlikeli olabilir.

Kural 3: Kontrollü oynayın!


Oyunda temkinli oynamak ve sıkı kontrol mutlak başarı getirir. Örneği açık alanlardan ziyade dar koridorlarda geçen bir oyunun içindeyiz. Her odada bir tuzak yatabilir. Bu yüzden her odaya girmeden önce mutlaka kendimizi tamamen odanın içine sokmadan kimsenin olup olmadığına bakmak ve odanın her köşesini taramaktır. Sinsi bir düşmanın nerede olduğunu bilmenin kolay olduğunu kim söyleyebilir?




Kural 4: Donanlarınınız kontrol edin ve oyuna hazırlayın!


FPS oyunlarında sıkı bir oyuncu olmak, rakiplerimizin önüne geçmek aynı zamanda uyumlu ve kaliteli donanımlarda gerektirir. Bilgisayarınızı alırken bu hususta çok dikkatli davranın. Ucuza aldığınız ve hassaslıktan eseri olmayan bir Mouse tüm oyununuzu berbat edebilir. Bir keskin nişancı için doğru noktayı saptama çok önemlidir. Donanımlar listesinde öncelikle iyi bir CRT veya düşük ms sahip bir LCD monitör işinizi görecektir. CRT monitörler içinde yüksek çözünürlüğe, düşük nokta aralığına sahip,yüksek hz sahibi bir monitör almanız hem oyunlar hem de sağlığınız açısından iyi olacaktır. Lcd monitör cephesinde Viewsonic, Hyundai, Benq, Nec düşük ms bir monitör almanız gayet yerinde olacaktır. Mouse için Logitech veya Microsoft ve benzeri çözümler kullanabilirsiniz.



Kural 5: Rakibi gafil avlama!

İster tek başınıza takılın, ister takım halinde oynayın rakibe tuzaklar kurmak bizlere büyük avantaj sağlayacaktır. Örneğin rakip tarafından önemli silahları ve cephanesiyle tanınan bir oda. Bu odada kendinize kuytu bir köşe ayırtmayı aklınızdan çıkarmayın. Köşeye çekilin ve bekleyin. Düşman yemi almak için geldiğinde odaya son girişi olmuş olacak. Tek bir atışla düşmanı yere sermek sizin elinizde artık. Bu oyuncuların sıkça kullandığı, başarılı bir taktik ve FPS dünyasında ‘Kamp Kurmak’ olarak geçer.


Kural 6: Hareketli hedefler!

İşte ustalık gerektiren bir başka hadise. Hareket halindeki hiçbir hedefi kaçırmamak. Düşmanımız sürekli hareket edecek, sağa sola zıplayacak, çömelecek ve etrafımızda hareketler çizecek. İyi bir FPS oyuncusu kesinlikle hareket eden her şeyi tek atışta indirme başarısını göstermelidir. Silahımız sürekli düşmanın üzerinde olmalıdır. Bu konuda nişan alma üzerine antrenman yapmanızı öneririm. Özellikle bu kabiliyeti botlar üzerinde deneyebilirsiniz. Gerçek Arenalarda hataya yer yok!

Kural 7: Oyuncuya yoğunlaşma ve takım oyunu!


Uzun FPS seanslarım sonucunda şunu tecrübe ettim. Bir adam üzerine yoğunlaşmak ve sürekli onu vurmak. Özellikle takım oyununun önem taşıdığı durumlarda rakibin en güçlü oyuncularını bu sayede alaşağı etmenin keyfini yaşadım. En iyi oyuncuları bile bu taktikle bitirmek mümkün. Arka arkaya vurulan biri konsantrasyonunu kaybediyor ve çok kolay hedefler haline geliyor. Takım oyununda ise sıkça yapılan hatalar var. Unutmayın egoistçe davranmak takımınıza verdiğiniz en büyük zarardır. Takım arkadaşlarınızı korumak, yardımcı olmak asli göreviniz olmalı. Takım içi koordinasyon da çok önemli. Birbirinin oyun stilini tanıyan ve uzun süre oynamış oyuncuların başarılı olma şansı çok daha yüksektir.


Belirttiğim kuralları uyguladığınızda ve kendi deneyimlerinizi oyuna kattığınızda gıpta edilen, başarılı bir FPS oyuncusu olmamanız için hiçbir sebep yok. Kurallar genel çerçeve içerisindedir. FPS oyunlarında sizlere yol göstermesi amacıyla yazılmıştır. Sizlerinde başarıya ulaştıran püf noktalarınız varsa bizlerle paylaşmanızı bekliyoruz.

Oyunla kalın, oyuncu kalın...

26 Eylül 2007 Çarşamba

XBOX 360=DREAMCAST 2 Mİ?

Belli bir süredir sizlere konsol oyunlarını, haberlerini ve bizzat incelemelerini sunmaya çalışıyorum. Arada yurtdışı ünlü sitelerden bulduğum ilginç makaleleri sizlere elimden geldiğince ulaştırmaya sizlerin de yardımıyla yorumlamaya çalışıyoruz. Yine olası turlarıma devam ederken ilginç bir makaleye rastladım ve bunları sizinle paylaşmaya karar verdim.

Bildiğiniz gibi Xbox 360 gerek donanımı olsun, gerek sağladığı Live servisi olsun birçoğumuzun beklediği bir konsol. Hatta aramızdan şanslı birkaç arkadaşımız şu an konsolun ve oyunlarının kısacası Next-Gen keyfini çıkarıyor. Ancak bildiğiniz gibi tek başına güç hiçbir şey değil. Dreamcast deyince eminim bazı arkadaşların hala yüreği sızlar. Dreamcast devrinin ötesinde bir konsoldu. 128 Bit grafikleri ve mükemmel oyun deneyimiyle bizleri televizyon karşısına kilitlerdi. Üstelik grafik kalitesi o dönemin konsollarıyla değil selefi PS2 ile yarışır seviyedeydi. Ancak tüm bunlara rağmen konsol bir türlü istediği hedefleri tutturamadı ve silinip gitti. Bu da bizlere bu piyasanın ne kadar acımasız olduğunu gösterdi.

Bu yazıda biraz mizahi dille de olsa Xbox 360’ın da aynen Dreamcast gibi başarısız olacağı düşünülüyor ve sıkı durun: Bunun için tamı tamına 21 neden sıralanmış. Aslında tam anlamıyla Xbox 360 ve Dreamcast arasındaki paralelliklere değiniliyor. Gerek oyunlar, donanımlar, gerek online servis olsun iki konsol çok güzel bağdaşlaştırılmış. Bazı örnekler gerçekten bizleri şüpheye yöneltecek açıklıkta. Konsolların piyasaya çıkışları, rengi ve daha bir çok benzerlik.



Şimdi arkanıza yaslanın ve öldürücü benzerliklere şahit olun;



1) Her iki konsolda vurucu rekabetten 1 yıl önce piyasaya sürüldü. (PS2 ve PS3 karşı).

2) Her iki konsolda piyasaya çıkmadan önce teknoloji demoları ile yeni nesli tanımladı ve adeta gövde gösterisi yaptı.

3) Her iki konsolda mirasçısının siyah renginden vazgeçip beyaz renge geçiş yaptılar.

4) Her ikisi de ilk çıkışını ünlü müzik kanalı MTV üzerinden yaptı.

5) Her ikisi de Windows tabanlı bir işletim sistemi üzerinden oyunları oynatıyor.( Dreamcast Windows CE)

6) Dreamcast çıkış sloganı ‘konsolunuz düşünüyor’ şeklindeydi. Xbox 360 da benzer bir şekilde ‘Eğlence deneyimini yaşayın’ sloganıyla lanse edildi.

7) Dreamcast bizleri standart dışına çıkarak, oyunların gelecekteki platformuna Online platforma geçişi vaat ediyordu. Artık sadece konsola karşı değil, gerçek rakiplere karşı yarışabilecektik. Artık düşmanlarımız arkadaşlarımızdı=). Xbox 360’da aynı tutkuyla piyasada. Konsolun en çok üzerinde durduğu konu interaktif eğlence ve Onlina oyunlar.Konsol bizlere uzakları yakın etme iddiasında. Artık düşüncelerimizi ve deneyimlerimizi paylaşacağımız büyük topluluklar bizi bekliyor.

8) Sega konsolunu büyük bir pazarlama stratejisi ile piyasaya sürdü. Dahili Modem ve Sega Net. Xbox 360 benzer bir satış stratejisi ile entegre ethernet portu ve Live silver aboneliği seçeneğiyle sunuyor.

9) Dreamcast piyasaya sürüldüğünde geleceğin trendi olarak belirlenen DVD oynatma yeteneğinden yoksundu. Xbox 360’da benzer şekilde güncel filmlerin ve oyunların yeni platformu olan HD-DVD/ Blu-Ray oynatma özelliğine sahip değil.


10) Her iki konsolda pazarlama stratejisi olarak yüksek çözünürlüklü monitör çıkışı olanağı sundular.


11) Her iki konsolda özelleştirilebilir olarak bizlerle buluştu. Dreamcast çeşitli aksesuarlar ve VMU istediğimiz gibi özelleştirebiliyorduk. Xbox 360 ise değiştirebilir ön kapaklar mevcut.

12) Şaşırtıcı bir benzerlikle her ikisinin de pazarlama sorumlusu Peter Moore

13) Her ikisi de önceki neslin oyunlarını emülatör vasıtası ile oynatabiliyor. Bu konuda Xbox 360 daha farklı bir strateji izlediğini ve resmi destek verdiğini eklemeden geçmeyelim.

14) Her ikisi içinde beğenilen çıkış oyunlarını aynı isim hazırlıyor: Tetsuya Miziguchi.

15) Her ikisi de promosyon ve benzeri durumlar için Pepsi’yi kullandılar.( Xbox 360 Mountain Dew’i kullanıyor fakat bu firma da Pepsi’ye bağlı.)


16) Sega için çıkış oyunu olan Metropolis Street Racer ve Xbox 360 için çıkış oyunu olan PGR3 aynı firma Bizarre Creations hazırladı.


17) Her ikide Microsoft tarafından sağlanan çevre birimleriyle piyasaya sürüldü.(Bu durum Xbox 360 için gayet olağan).

18) Her iki konsolun da sunduğu kapasite.( GD Rom/ Dreamcast), (DVD-9 Xbox 360) yazılım geliştiriciler tarafından yetersiz görülüyor

19) Sega ufak bir değişiklik ile gelecekte DVD oyunları ve filmleri oynatacağına söz vermişti ancak askıda kaldı.Xbox 360 ise HD-DVD oynatabileceğini söylüyor. Bekleyip göreceğiz!



20) Sega harici Zip sürücü sayesinde geniş kapasiteler vaat etmişti. Ancak bu konsolu neredeyse ikiye katlıyordu



21) Sega Dremcast çıkışı Metal Gear Solid 2 ile baltalanmıştı. Benzer bir şekilde MGS4 videosu Xbox 360 ile aynı gün lanse edildi.

Bu kadar sebepten sonra oturup düşünmek lazım. Acaba Microsoft Sega ile aynı yolu mu izleyecek? Ona bir sonraki makalemizde değineceğiz. Bekleyelim görelim!





Oyunla kalın, oyuncu kalın=)

SENHEİSER PX 200 KULAKLIK İNCELEMESİ!

Merhaba arkadaşlar, yaklaşık 1.5 ay önce Creative Zen Touch'umun orijinal kulaklığını kaybetmem dolayısıyla daha iyi bir kulaklık arayışına girdim.Daha önceden de kulak aşinalığım bulunan ve ülkemizde bulabileceğimiz en iyi kulaklıkları üreten (Shure'u saymıyorum,UE,Westone filan zaten hak getire) Sennheiser markasının modellerine yöneldim ve Mx500 modelini sipariş verdim.Hepsiburada'dan yaklaşık olarak kargo+kdv dahil olmak üzere 37 liraya geldi (Evet biraz pahalı,30 liraya alabilirmişim).






Mx500'ü kulağıma ve Zen Touch'a taktım, çeşitli müzik tarzlarından yüksek kaliteli (Minimum 192 kbps sabit bitrate joint stereo olmayan) bir çok mp3'den farklı playlistler yarattım.Daha sonra bu playlistleri sırayla açtım ve her tarza uygun ekolayzır modlarını ayarladım,başladım dinlemeye.Sonuç bir hayalkırıklığına yakındı denilebilir.Yüksek bas gibi bir saplantım olmamasına rağmen kulaklıktan "dolgun" diye tabir edebileceğim bir ses almıyordum,orta-yüksek mid seviyeleri kulağımı rahatsız ediyordu ve Creative'in orijinal kulaklığı ile arasında pek bir fark görememiştim,tabii öte yandan kulaklığın ses kalitesi piyasada 20-25 lira arasında satılan bütün denediğim Sony'lerden çok daha iyiydi.Ancak bu tatminsizlik beni yeni arayışlara yöneltti.Uzun bir süre Shure e2c'yi 160 liraya alıp almamak konusunda kararsız kaldım,önümüzdeki yaz yurtdışına gitme ihtimalimin çok yüksek olması dolayısıyla gittiğim zaman en azından bir Shure e3c almaya karar verdim.Ancak ortada bir sorun vardı ki beni yaza kadar idare edecek bir kulaklığa ihtiyacım vardı,Mx500'le müzik dinlemekten zevk alamaz olmuştum.


Aradan geçen 1.5 aylık sürede ortalama 5 şarjdan 100 saate yakın burn-in'den sonra hala daha tatmin edici gelmiyor mx500.İşte bu nedenle Px200'ü ya da Px100'ü almaya karar verdim. Hikaye bölümleri biraz uzun oldu biliyorum ama yazmak istedi. Px100 ve Px200 arasında kaldım bu sefer de.Px100'ün Px200'den daha kaliteli bas ve ses verdiğini okudum bir çok yabancı ve yerli forumda. Mümkündür, denemedim ancak olabilir çünkü model numarasının yüksek olması illa ki daha kaliteli olacağı anlamına gelmeyebilir. Sennheiser Türkiye ithalatçısı Metan A.Ş ile yaptığım görüşme sonucu (Bu arada belirteyim harika bir müşteri hizmetleri departmanları var,çok iyi bir ilgi ve alaka gösteriyorlar) Px100'ün bir kaç güne kadar stoklarda olacağını öğrendim,öte yandan stoklarda Px200 bulunmaktaydı ancak beyaz modeli vardı.İnternette beyaz modelin fotoğraflarına bakınca siyah modelden çok çok daha çekici olduğunu ve Zen Touch,IPOD gibi beyaz cihazlarla çok uyumlu olabileceğini gördüm.Bütün kararsızlıkları bir kenara bıraktım ve kdv dahil 87 lira + 7 lira karşı ödemeli kargo bedeli olmak üzere 94 liraya satın aldım havaleyle.Hemen o akşam kargoya verdiler ve 2 gün sonra ürün elimdeydi,işte bu kadar hikayeden sonra nihayet fotoğraflar ve inceleme yazısı:






1:Kutu ve Kutu İçeriği: Ürünün kutusu aşağıda gördüğünüz gibi sert plastikten ve açılması imkansız olmasa bile bir hayli zor (yani kutuya-kartona zarar vermeden) Dışındaki plastiği çıkardıktan sonra karşımıza gümüşi renkte bir kartonun içine oturtulmuş kutusuyla beraber kulaklık çıkıyor,bu fotoğraf hariç diğer tüm fotoğraflar tarafımdan çekilmiştir.


2:Kulaklığın Saklama Kutusu Ve Boyutları: Evet,kulaklığın içinde geldiği saklama kutusu bu,oldukça şık bir kutu ancak kulaklığı içinden çıkarmak ve içine sokmak biraz zor,bu nedenle daha çok uzun süreli-mesafeli taşımalarda kullanıma uygun olduğunu düşünüyorum,yani günlük kullanımda bu kutuya kulaklığı sokup-çıkarmak bir hayli uğraştırıcı olur bence.



3:Kulaklığın Tasarımı Ve Malzeme Kalitesi:Kulaklığın tasarımı gerçekten çok güzel yapılmış,kulağa oturan bölgeleri aşağıda görebileceğiniz gibi deriden yapılmış ve gerçekten çok rahatlar,uzun dinleme süreleri sonunda biraz kulağa yapışıyorlar ancak olsun o kadar.Bunun dışında tam kafamızın üstüne gelen bölümün içi plastik ve dışı metal,dışarısın kocaman Sennheiser yazıyor içinde ise kafamızın üst kısmı için yine iki rahat dolgulu deri bulunuyor.Kulaklığının uzamasını yani kafamıza uymasını sağlayan teleskopik aparat yine metalden yapılmış.Kulaklık bu noktalarında kapatılıyor ve ilk resimdeki gibi kutusuna sığıyor adeta bir gözlük gibi.Ürünün malzeme kalitesi gerçekten oldukça iyi.Özellikle Mx200-Mx500'deki işporta malı dış plastikten sonra bu ürüne geçmek eşekten inip arabaya binmek gibi.



4:Kulaklık Büyük Mü?: Valla sizi bilmem ancak bana pek büyük gibi gelmedi tabii ki kulakiçi kulaklıklar kadar rahat taşınabilmesi imkansız ancak 60 gram civarı,oldukça hafif,boyutları hakkında bir fikir vermesi için.:


5:Ses Kalitesi: Sonunda en önemli noktadayız,kulaklığı henüz burn-in etmedim,toplam dinleme sürem 7 saat kadar,ancak kulaklığı kulağıma ilk taktığımda kendi kendime dedim ki "Vay be...!" Ses mükemmel dolgun ve doygun çıkıyordu,Mx500'ün verdiği ses bunun yanında resmen komik kalıyordu.Kulaklığın basları daha önce okuduğum yorumların aksine gayet yeterli geldi bana,Px100'ün baslarının çok daha iyi olduğunu okudum bir çok yerde ancak Px200'ün de basları oldukça yeterli geldi bana,gerçi pek bas manyağı birisi değilimdir ancak başka kullanıcılara yetersiz gelebilir.Yalnız kulaklık biraz fazla mid veriyor gibime geldi,yani kulaklıkta eksi bir yön varsa ancak bu olabilir,adam gibi bas ve tiz dengesine ulaşması için sesi bayağı açmanız gerekiyor ki bu ses seviyelerinde müzik dinlemek en azından benim için pek mümkün değil.Bunun dışında enteresan bir şekilde 8 aydır Creative Zen Touch kullanıyorum,kendi kulaklığı dahil bir çok kulaklık dinledim ancak ilk defa ses seviyesini 20'ye zor çıkartıyorum.Bu kulaklıkta 15'te dinleyin,Mx500'de 21-22'de dinleyin hemen hemen aynı oluyor.Ses çıkışı oldukça güçlü yani.Bunun dışında ses berraklığı tabii ki harika,özellikle insan seslerindeki başarısı olağanüstü,frekans aralıklarının hakkını gerçekten çok iyi veriyor.



6:Dışarı Ses Verme?: Dışarıdan Ses Alma? Evet,özellikle bu kulaklık için yapılan yorum ve verilen bilgilerde değinilen bir nokta.Kulaklıkta aktif bir noise-cancelling sistemi yok haliyle,IEM'ler gibi izolasyon da sağlamıyor ancak vaat edilen izolasyonu bulamadım açıkçası.Ses seviyesi 20'deyken dışarıdaki sesi izole ediyor haliyle fakat dışarı bariz bir şekilde duyulabilecek ses veriyor (kulakta takılıyken denedim tabii ki,aksi taktirde çok daha fazla veriyor) Klasik "yaşlı teyze testi" den pek geçemedi yani.Tabii bu konuda benim beklentilerimin büyüklüğü de etki yaptı,sonuçta elimizdeki sadece 95 liralık bir kafa üstü kulaklık,300 küsür liralık Shure e3c filan değil.


7:Artılar-Eksiler

Artılar: Oldukça iyi ses kalitesi,kaliteli malzeme,güzel görünüş,dolgun ses,boyutlar ve taşınabilirlik,güzel saklama kutusu.

Eksiler: Orta frekansları biraz fazla öne çıkarılmış,bas ve tizleri tam anlamıyla alabilmek için çıkarılması gereken ses seviyesi oldukça yüksek ancak pek bir sorun teşkil etmeyebilir.




8:Sonuç:Açıkçası Mx serisini üreten firmayla Px serisini üreten firmanın aynı olduğuna inanmak istemiyorum,ses kalitesini bırakın arada bariz bir malzeme farkı var.Sonuç olarak üst seviye aşmış Audiophile'lara hitap edebilecek bir kulaklık olmayabilir ancak bulabilinen kaliteli kulaklık markalarının oldukça az olduğu ülkemizde çoğu kullanıcılar için alınabilecek en iyi kulaklıklardan birisi,parasının karşılığını kesinlikle veriyor.




İnceleme için johnmalkow arkadaşımıza sonsuz teşekkürlerimizi gönderiyoruz

HD-DVD ile Blu-Ray karşı karşıya?

Aralarındaki fark ne?


HD DVD sözü size ne çağrıştırıyor? Blu-Ray son günlerde çok sık mı duyar oldunuz? Yeni nesil konsolların birbiri ardına duyurulması ve Xbox 360’ın piyasaya çıkmasıyla bu tartışmalar iyice hararetlenmeye başladı. Bu yıl büyük tüketici fuarlarında bile sürekli bu iki medyanın savaşına yer verildi.

Microsoft’un HD-DVD resmi olarak desteklemesi ve Sony’nin Blu-Ray cephesinde yer almasıyla olası format savaşlarına bir yenisi daha eklenmiş oldu. Ülkemiz açısından duruma baktığımızda ise henüz DVD’ye alışmaya çalıştığımızı görüyoruz.

Üstelik çift katman medya fiyatları halen çok pahalı. Açıkçası hem kullanılacak medya hem de yazıcı fiyatını göz önünde bulundurursak HD-DVD ve Blu-Ray için erken olduğunu söylemek yerinde bir tabir olacaktır. Arkadaşlarımızdan gelen yoğun istek ve sorular beni böyle bir rehberi yayınlamaya itti.

Her iki format hakkında da teknik bilgi vermeye çalışacağım. Bu rehberde az laf çok resim uygulamasını seçip sizlere daha fazla resimle anlaşılabilir bilgi sunmayı amaçlıyorum. Gelin hep birlikte bu formatlar neymiş, ne değilmiş bakalım.

HD-DVD

Öncelikle HD-DVD ile başlayalım. Standart DVD medyalara göre en büyük farkı kapasite. 3 katman yazılabilen bu medya tek katmanda 15 GB gayet geniş bir alan sağlıyor. Böylece 3 katmanı da kullandığımızda 45 GB gibi bugün için devasa bir depolama alanına sahip oluyoruz. Günümüzde sabit disk boyutları düşünüldüğünde gayet büyük bir kapasiteyle karşı karşıyayız. Bunun dışında HD-DVD 405nm laser kullanırken, standart DVD teknolojisi 650nm laser kullanıyor. Şimdi bunun ne fark edeceğini soracaksınız doğal olarak. Fark bu tür bir lazeri kullandığınızda çok daha geniş veri depolaması sağlayacağınız belirtiliyor. Bu formatın en büyük destekçisi ‘Microsoft firması’. Şu an Xbox 360 için bu format desteklenmese de gelecekte Microsoft’un bu formata tam destek vereceği söyleniyor. Lafı fazla uzatmadan rakibi incelemeye koyulalım.

BLU-RAY

Öncelikle oyuncular açısından önem taşıyan formatlardan biri daha. Sony’nin PS3 için sadece Blu-Rat destek verecek olması ve oyunların bu medya üzerinde gelecek olması gözleri bu medyaya çevirdi. DVD ile Blu-Ray arasındaki farklara baktığımızda yine lazerleri arasındaki farklılığı görüyoruz. Blu-Ray 405nm lazer kullanıyor. Burada HD-DVD aynı tür lazer kullandığına işaret edebilirsiniz ancak arada ufak bir fark var Blu-Ray medyalarda diskin yüzeyi sadece 0.1nm kalınlığında. Bu yönüyle hem DVD’den hem de HD-DVD ayrılıyor.

Bu inceliği avantaja döndürmesi ayrıca Blu-Ray lehine gelişen bir durum ve medyanın yüksek kapasitelerde veri depolamasına yardımcı oluyor. Bu yüzey bizlere tek katmanda 25 GB veri saklamamızı sağlıyor. Fakat bu format 4 ila 8 arasında katmana kadar destek veriyor ve bu 100 GB-200 GB arasında veri depolamaya olanak sağlıyor ki bu korkunç bir kapasite. Ancak bu formatta gelecekte büyük sorunlar yaşanacak gibi görünüyor.

Bir kere yapı olarak mevcut ‘DVD’ çok farklı ve gelecekte değişmesi muhtemel. Ayrıca üreticiye ve tüketiciye büyük maliyet yüklüyor. Bu duruma oyuncular açısından baktığımızda yüksek fiyatlar birçok konsol sever için düşündürücü. Umarım Sony ‘Betamax’da’ yaptığı hatayı burada da tekrarlamaz. Şimdi gelelim bu medyaların bize maliyetine. Teknoloji geliştiricilerine göre her iki medya da bu yılın sonuna doğru görücüye çıkacak. Toshiba HD-DVD kaydedicisi için $1000 fiyat biçmiş durumda, Panasonic ise Blu-Ray kaydedicisi için $2700 bir fiyat düşünüyor. Gördüğünüz gibi henüz ulaşılabilir fiyatlar değil bunlar. Ancak DVD medyası da ilk çıktığında aynı tepkilere maruz kalmıştı. Ancak kısa

Gördüğünüz gibi iki tarafta büyük bir savaş içerisindeler ve büyük firmaları yanlarına çekmeye çalışıyorlar. Duruma biz oyuncuların gözünden baktığımızda bu belirsizlik bizleri korkutur nitelikte. Ancak araştırmacılar Blu-Ray geleceğin oyunları için standart olacağını söylüyor. Neler olacağını görmek için beklemek durumundayız. Fakat emin olduğum bir şey var oda kazananı oyuncuların belirleyecek olması.

Not: Her iki formattan da tam olarak yararlanabilmek için HDTV şart. Bu da bizlere ekstra maliyet demek. Özellikle ülkemizin ekonomik durumunu da göz önüne aldığımızda geçişin yavaş ve sancılı olduğunu söylemek yerinde. Ancak PS2 çıktığında DVD film endüstrisine canlılık getirmişti. 2001 senesinde pahalı bir DVD deck almak yerine insanlar her iki işide görebilen PS2 yöneldiler. Açıkçası yeni nesil konsollarda buna benzer bir atak bekliyorum...

Not 2:

HD- DVD Taraftarları

Canon Inc.

Digital Theater Systems

Hitachi Maxell, Ltd.

Kenwood Corporation

Mitsubishi Kagaku Media Co., Ltd.

NEC Corporation

Onkyo Corporation

Paramount Home Entertainment

Sanyo Electric Co., Ltd.

Teac Corporation

Toshiba Corporation

Universal Pictures

Warner Home Video Inc.

Microsoft

Intel

BLU-RAY Taraftarları

Apple Computer, Inc.

Dell Inc.

Hewlett Packard Company

Hitachi, Ltd.

LG Electronics Inc.

Matsushita Electric Industrial Co., Ltd.

Mitsubishi Electric Corporation

Pioneer Corporation

Royal Philips Electronics

Samsung Electronics Co., Ltd.

Sharp Corporation

Sony Corporation

TDK Corporation

Thomson Multimedia

Twentieth Century Fox

Walt Disney Pictures

Killzone geliştiricisiyle söyleşi!

PS3 çıkmasına giderek yaklaşırken önce Motorstorm sonra da Killzone 2 ile konsol hakkındaki detayları ve oyunları sizlere sunmaya çalışıyorum. Daha önce PS3 ve oyunları hakkında spekülasyonların ardı arkasının kesilmediğini buradan sizlere duyurmuştum. Killzone PS2 istenen düzeyde olmamasına rağmen büyük bir hayran kitlesi edinmiş ve yüksek sayılabilecek satış rakamlarına ulaşmıştı. Bu rehberde sizlere Killzone'un geliştiricisi ile yapılmış bir röportajı aktaracağım.


E3 ve TGS 2005 fuarlarında Killzone 2 videosu gösterilmişti. Pek çok oyuncu tarafından büyük beğeni toplamıştı ancak oyunun gerçek oyun içi grafikleri yansıtmadığı, 'Render' edilmiş olduğunu söyleyenlerde vardı.( Son dönemlerde ‘Rendered’ sözcüğü moda oldu ama neyse) Bunun üzerine oyunun yapımcısı Guerrila Games bir basın açıklması yaptı ve bu iddiaların tümünü yanıtladı. Oyunu kısaca anlatmak gerekirse kaba tabirle PS'nın Halo'su diyebiliriz.

Dilerseniz röportaja geçelim;

Grafikler oyun içini yansıtıyor mu?

GG-Oyun içi grafikler oyunun tamamını yansıtıyor. Artık yeni nesilde bu tür görüntülere oyuncular alışmalı. Ancak şunuda eklemeliyim grafik demek herşey değildir. Eğer grafikler güzel olur oynanış kötü olursa kimse oyunun yüzüne bile bakmak istemez. İyi bir oyun tamamen grafiklere muhtaç değildir ancak grafikler oyunun bütünlüğüne yardımcı olur.

Oyun sunumda gösterilen efektlere sağlayabilecek mi?

GG-İyi bir ışıklandırma çok daha etkliyeci patlama efektleri daha ne söylenebilir...

Oyunu PS2 veya PS3 üzerinde geliştirmenin ne farkı var?

GG-PS3 bu konuda inanılmaz yeteneğe sahip ve bizlere istediğimiz herşeyi özgürce kullanabilecek bir potansiyel sunuyor. Detaylar sayesinde birini 200 metre öteden görüp öldürmeniz mümkün olacak=)

Killzone Render edilmiş mi?

GG-Tabii ki hayır, bu çok aptalca bir şey.

Yeni Nesil ile birlikte FPS oyunlarına neler eklenebilir?

GG-Hikaye’ye yenilik getirmeyi düşünüyoruz. Öncekiler hem uzun ve komplike hemde zayıftı. Ayrıca karakter ve oyun etkileşimi arttırmak ve oyuna denge getirmek istiyoruz.

Online?

GG-Günümüzde bir oyun Online değilse nedense sıralamalarda aşağı düşüyor. Oyunun Online desteğinin olmaması düşünülemez. Bu aynı zamanda pazarlama şirketlerinin bizlere yaptığı bir baskı. Bu nedenle Online desteğiyle geliyoruz.

Evet gördüğünüz gibi birçok şeyi aydınlığa kavuşturduk. Röportaj biraz geç geldi ancak sizlere mutlaka aktarmam gerekiyordu...

24 Eylül 2007 Pazartesi

Konsol Dünyasına Yönelik 2006 Tahminleri

Bu rehberimizde 1UP sitesinin ünlü konsol editörlerinden John Davison’ın 2006 yılı için kehanetlerini ve kişisel yorumlarımı bulacaksınız. Daha önceki rehberimizde konsolların avantajlarına, dezavantajlarına ve piyasa koşullarına değinerek, bu zor kararda sizlere yardımcı olmaya ve nihai kararınızı vermenize katkıda bulunmak istemiştim. Bu yazımda birçok arkadaşın ilgisini çekeceğine inandığım 2006 yılına ait konsol ve oyun dünyasına yönelik kehanetler ve tahminler olacak.

Öncelikle geride bıraktığımız 2005 yılı için konsollar adına son demlerini yaşadılar demek uygun bir deyiş olur. Bu yılın en büyük sürprizi Microsoft’un sözünü tutması ve XBOX 360’ı zamanında yayınlanması. Bunun dışında hemen her gün diğer konsollar ile ilgili spekülasyonlar dolaşması ve diğer konsollarında eli kulağında beklemesi, tüm konsol severler yakından ilgilendiriyor. Her şeyi bir kenara bırakalım ve artık kehanetlerimize geçelim.

1) PS3 399 dolarlık fiyattan kasım ayında piyasaya sürülecek. Konsolu tedarik aşamasında sorunlar yaşanacak ( aynen bir zamanlar PS2 yaşandığı gibi). Piyasaya sürüldüğünde hali hazırda 10 oyunu bulunacak.

Kişisel yorum: Fiyat yurtdışı için ‘399-499$’ arasında olacaktır. Bu konu artık kesinlik kazandı diyebiliriz. Yalnız bu fiyatlar ülkemize nasıl yansıyacak? İlk etapta 1000 YTL ve üzeri fiyat etiketleri ile karşılaşırsanız şaşırmayın derim. Ayrıca fiyatı ödemeyi göze alsak bile, belli bir dönem konsolu ülkemizde bulamama durumuyla karşı karşıya kalacağız. Bu durumda yurtdışındaki eş-dost kapısı aşındıracağımız besbelli.(Hatta yurtdışında bile karaborsaya düşmesi muhtemel, uzun kuyruklar görebiliriz.) Çıkış oyunları bir konsol için büyük önem teşkil ediyor. İlk etapta konsolu taşıyacak ve sattıracak oyunlar çıkmasını beklemiyorum.(yinede konsolu gözü kapalı alacak büyük bir kitle var).Yerlerine daha basit veya PC ile beraber yayınlanacak oyunlar bekliyoruz. Ancak Sony zaman içinde kozlarını piyasaya sunacaktır.

2) ‘Dual Shock 3’ oyun kolu varisi Dual Shock 2 oyun koluna benzeyecek tek farkı kablosuz olması.

Kişisel yorum: Bu durumdan kesinlikle yakınmam zira; Dual Shock 2 yeterince iyi bir oyun koluydu. Gereken hassasiyeti verebilen kaliteli bir üründü. Ayrıca kablosuz bağlantı teknolojisi güzel bir yenilik ve konsol için bir artı. Umarım fiyatı makul düzeyde olur( Sony tüm planı yan ürünler üzerinde olduğundan ve asıl para kazandıran alan bu olduğundan yüksek fiyatlar ile karşılaşacağız gibi). Umarım kablosuz bağlantı verimli olur ve pil sorunu gibi problemlerle karşılaşmayız.

3)E3 öncesi ‘PSP’nin’ fiyatı düşecek ve yeni bir tasarımla karşımıza çıkacak. Eskisinden daha uzun ömürlü ve verimli bir pil bizlere sunulacak. Eğer şanslı olduğumuzu varsayarsak yanında USB kablosu ve medya oynatıcısı ile gelir.

Kişisel yorum: PSP şu anki fiyatı itibariyle ucuz sayılmaz. Eklentileri hesaba katınca yüklü bir fatura ile karşı karşıya kalıyoruz. Fiyata ek olarak konsolun çoklu ortam özellikleriyle donatmaya kalktığımızda en az 1 GB’lık ‘Memory Stick’ gerekiyor ki bu da yine önemli bir maliyet. Onun dışında PSP için en büyük sorun pil problemi hatta konsolun taşınabilirliğini öldürecek kadar büyük bir sorun. Bu sorunlar düzeldiğinde birçoğumuzun PSP daha sıcak bakacağınıza eminim.

4) Nintendo Revolution Kasım 2006’da 249 dolardan piyasaya sürülecek. Belki bu rakam daha da düşük olur. Büyük olasılıkla ‘Retro’ oyunlarla gelecek ve bu sayede başlangıç maliyetlerini düşürecektir.

Kişisel yorum: Bu konuda Nintendo’dan ümitliyim. Özellikle resmi olarak ülkemize giriş yapması ve geniş bir dağıtım ağıyla alıcılara ulaşması bu tezimi destekler nitelikte. Tahminlere gelecek olursak öncelikle Nintendo’nun en büyük özelliklerinden biri, konsollarını herkesin ulaşabileceği bir fiyattan piyasaya sunmasıdır. Bu durumda diğer konsollardan ucuz olacağına kesin gözüyle bakabiliriz. Buda bize elimizde kalan parayla yeni aksesuarlar ve donanımlar veya yeni bir oyun olarak geri dönecektir. Ayrıca Avrupa ile aynı anda konsola ve oyunlarına sahip olmak bana çok cazip geliyor.

5) PS2 ve Xbox 99 $’ fiyat etiketine sahip olacaklar.

Kişisel yorum: Bu yurtdışı için uzun süredir böyle ve çeşitli eklenti paketleri ile konsolları oldukça avantajlı bir şekilde sahip olunabiliyor. Ancak ülkemizde de yeni nesi konsol dalgasıyla bu konsollar ucuzlayacaktır. En azından yeni nesil konsollar yayıldığında bu konsolların fiyatında belirgin bir düşüş olacaktır.

6) Gears of War tahminlerimizden önce, eylül- ekim ayları gibi piyasaya düşecektir.

Kişisel yorum: Bu konuda yorum yapmak doğru olmaz çünkü firmalar oyunların çıkış tarihini pek sadık kalmıyor. Yalnız ‘Xbox360’ için iyi bir çıkış oyunu olabilir. Uygun zamanda çıkarsa büyük başarı yakalayabilir.

7) ‘Halo3’ E3 oyun fuarında kapalı kapılar ardında gösterimde bulunacak. Fakat kesin bir tarih yok. Bu yıl için beklemiyoruz.

Kişisel yorum: ‘Halo3’ şahsi kanaatime göre ‘Xbox360’ taşıyabilecek ve çıkış yapabilecek oyunlardan. Yalnız Microsoft’un burada bir bildiği vardır kanısındayım. Ancak bu oyun XBOX 360’ın grafik yeteneğini ve kalitesini gösterecek ve konsol dünyasının nerelere geldiğini gösterecek denli kaliteli bir yapım olma özelliği taşıyacak.

8) Gelecek GTA oyunu (PS2 veya PSP için LCS değil) PS3 için bir ‘exclusive’ olarak E3 yayınlanacak. Bu yıl ne yeni bir ekran görüntüsü, ne yeni bir detay olacak, hatta adı bile açıklanmayacak.

Kişisel yorum: GTA:SA sonrası oyuncular yeni GTA için muhakkak beklenti içinde olacaktır. Eğer ilk olarak PS3 yayınlanırsa bu konsol için çok büyük başarı olacaktır. Hatırlarsanız PS2 için GTA 3 yayınlandığında birçok konsol sever sırf bu oyun için birer PS2 almıştı aynı etkiyi PS3 için beklemek çok ta yerinde olacaktır.

9) Firmaların tahminleri büyük değişiklikler gösterebilir. Sega bu yılı izlenmesi gerekenlerden. SEGA oyunlarıyla muhteşem bir dönüş yapacak ve başarılı yapımlarını ortaya dökecek.

Kişisel yorum: Beni daha önceden tanıyanlar Sega’ya karşı olan sempatimi iyi bilirler. Dreamcast üretimi ve oyunların yapımı durdurulduğunda ne kadar üzüldüğümü bir ben bilirim. Sega oyunlarında oynanabilirlik üst düzeydir. Birçok yeni oyunu ve karakteri oyun dünyasına kazandırmıştır. Donanım üreticiliğinden yazılım üreticiliğine geçmesi ve toparlanması uzun zaman almadı. Yükselişe geçeceğine ve gelecek yıla damgasını vuracağına inanıyorum.

10) 2006 PC oyuncuları için mükemmel bir yıl olacak. Vista’nın yayınlanması ve Microsoft’un onu oyunlara uygun bir platform haline getirmesi ile PC altın yılını yaşayacak. Olası bir hatayla oyunların Vista ve XBOX 360 platformları için benzer olması Microsoft için hiçte iyi olmayacaktır.

Kişisel yorum: PC oyuncuları olarak her zaman şanslı olduğumuzu söyleyebilirim. Konsollarda geçiş ve durum tamamen farklı. PC’ler için yeni donanımlar ve eskileri yenileme dışında bizi üzen bir şey olmayacaktır diye düşünüyorum. Oyun dünyasının kalbi artık konsollar için atıyor. En iyi oyunlar öncelikle konsollar için çıkıyor. Ancak PC favori oyunlarımızı devam ettirebileceğimiz tek platform olacaktır. Bu yıl oyun ve donanımlara harcanan paranın büyük bir kısmı konsollar için olacak diye düşünüyorum.

11) ‘Xbox360’ ilk ürün olan ‘Xbox’ ile geriye dönük uyumluluğa sahip olacak.

Kişisel yorum: Sony bu taktiğin uygulayıcısı ve bu taktik çok büyük bir ilgi görüyor. ‘Xbox’ oyunlarımızı aynı zamanda ‘Xbox360’ üzerinde oynamak bizler için oldukça iyi gözüküyor.

Öncelikle bu rehberi hazırlarken John Davison’un görüşlerine başvurdum. Daha sonra bunlara kendi yorumumu kattım. Umarım beğeneceğiniz bir rehber meydana geldi. Son olarak lütfen sizde kendi yorumlarınızı ve kişisel tahminlerinizi söylemekten çekinmeyin. 2006 yılının bizler için verimli bir yıl olarak geçmesi dileğiyle…